Türkiye
Türkiye'de bu sorunun geldiği nokta
Türkiye'de yeşil alan meselesi iki farklı ölçekte hissediliyor: şehir içinde park,
bahçe ve açık alan ihtiyacı artarken; şehir dışında ormanlar, su havzaları,
tarım alanları ve doğal yaşam alanları iklim baskısı ve arazi kullanımı kararlarıyla
karşı karşıya kalıyor. Bu yüzden sorun yalnızca "kaç ağaç var?" sorusuna değil,
yeşil alanların nerede, ne kadar erişilebilir ve ne kadar korunabilir olduğuna da bağlı.
%93,4
Kentlerde yoğunlaşan nüfus
TÜİK verilerine göre 2024 yılında Türkiye'de il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların
oranı %93,4 oldu. Bu yoğunlaşma, kent içindeki park ve açık alan ihtiyacını daha kritik hale getiriyor.
23,36 milyon ha
Toplam orman alanı
Çevresel göstergelere göre 2024 sonu itibarıyla Türkiye'nin toplam orman alanı
23.363.084 hektar ve ülke yüzölçümünün yaklaşık %30'u düzeyinde.
1.760
Korunan alan sayısı
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 2024 verilerine göre Türkiye'de farklı
statülerde 1.760 korunan alan bulunuyor. Bu alanlar doğa koruma açısından önemli bir güvence sağlıyor.
Şehirlerde sorun: yeşile erişim baskısı
Nüfusun büyük bölümü kentlerde yaşadığında yeşil alanların değeri katlanarak artar.
Aynı park, aynı ağaçlık yol veya aynı küçük mahalle bahçesi daha fazla insan tarafından
kullanılır. Bu durum bakım ihtiyacını artırır; ayrıca yeni konut, yol ve otopark talepleri
yeşil alanların küçülmesine veya parçalanmasına neden olabilir.
Ormanlarda sorun: nicelik kadar nitelik
Türkiye'nin orman alanı resmi göstergelerde geniş bir yer kaplasa da yalnızca toplam alan
yeterli bir ölçüt değildir. Ormanların yangın riski, parçalanma, tür çeşitliliği, kapalılık
durumu ve ekolojik sürekliliği de önemlidir. Sağlıklı orman, yalnızca ağaç bulunan alan değil;
toprağı, suyu, canlı türlerini ve iklim dengesini birlikte koruyan ekosistemdir.
Akdeniz kuşağı etkisi: yangın ve kuraklık
Türkiye'nin özellikle Akdeniz iklim kuşağındaki bölgelerinde sıcaklık artışı ve kuraklık,
orman yangını riskini büyüten faktörler arasında yer alır. TÜBA değerlendirmelerinde,
artan sıcaklık ve azalan yağışın yangın riskini artırdığı vurgulanır. Bu nedenle yeşil alan
yönetimi artık yalnızca dikim yapmakla değil, risk azaltma ve bakım planlarıyla da ilgilidir.
Su stresi: yeşil alanın görünmeyen sınırı
Yeşil alanların sürdürülebilirliği su yönetimine bağlıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın
kuraklık yönetimi çalışmalarında iklim değişikliğinin su kaynakları üzerinde baskı oluşturacağı
belirtilir. Bu da kentlerde daha az su isteyen bitki seçimi, yağmur suyu hasadı ve geçirgen
yüzeylerin artırılması gibi uygulamaları önemli hale getirir.
Türkiye için kritik eşik
Türkiye'de mesele, yalnızca yeni yeşil alan üretmek değil; var olan yeşil alanların bütünlüğünü
korumak, şehir içindeki erişilebilir parkları çoğaltmak, ormanları yangın ve kuraklık riskine
hazırlamak ve her yeni yapılaşma kararında doğa payını baştan hesaba katmaktır. Aksi halde yeşil
alanlar haritada var görünse bile günlük yaşamda erişilemeyen, parçalanmış ve zayıflamış alanlara dönüşebilir.